Tıkırtılar Nedir? Burada Ne Paylaşılacak?

Bu siteye ilk kez girenler teknoloji ile ilgili yazıların bulunduğunu ve kategorilerimi gördüler. Bir de “Tıkırtılar” adında kategori var. Tabi en çok ilgiyi o çekti çünkü teknoloji ile uzaktan yakından ilgisi yok. Peki bu kategoride neler olacak? Bu kategorinin amacı ne?

Bildiğiniz üzere bu site adım ve soyadımı taşıyan kişisel bir blog. Yani içeride at koşturmaya bile hakkım var.

At
Evet, sitede at koşturuyorum.

Şimdi konumuza dönecek olursak. Bu kategoride amacım kitlesel gelişim adına fikirlerimin bulunduğu yazılar yazmak. Evet özellikle o kelimeyi kullandım. Çünkü kişisel gelişimi bencillik olarak görüyorum. “Sadece ben gelişeyim.” Tarzında bir anlam veriyor bana. Önemli olan kişisel gelişim değil kitlesel gelişimdir.

Neden Tıkırtılar?

Bunu şahsen ben de çok düşündüm. Bazen kendimi sessiz bir yerde hayal kurarken ve ya düşünürken; bilhassa fikir üretirken buluyorum. Bu anlarımı gözden geçirdim. Aklıma gelen önemli gördüğüm düşünceler, fikirler çoğu zaman bu sessizlik içerisindeyken çıkıyor. Sonra ise tıkırtılar başlıyor. Klavyedeki tuşların tıkırtıları…

En çok kullandığım not alma aracı kağıt kalemden önce klavye oldu hayatımda. Tabi sizde kağıt kalem önde gelebilir. Bu kişisel bir olgudur. Klavyeyi, fareyi, ekranı sevdikçe de daha fazla şey öğrendim; öğrenmeye çalıştım. Sonra bildiklerimi anlatabilmek için tıkırtılar yapmaya başladım. Bu yüzdendir ki bu kategorinin adının tıkırtılar olmasına karar verdim.

Bu kategoride kendi fikirlerim, düşüncelerimin yanı sıra önemsediğim ve neredeyse aynı şekilde düşündüğüm insanların eserleri ile ilgili yazılar da olacak. Düşüncelerinden etkilendiğim ulu önder Mustafa Kemal Atatürk‘ün yanısıra Barış Özcan, Steve Jobs, Elon Musk, Stephan Hawking gibi insanların çalışmlarına da yer vermeyi düşünüyorum.

Neden Kitap Değil? Neden İnternet Sitesi?

Aslında cevabı çok basit. İnsan sürekli gördüğünü analiz eder ve öğrenmeye çalışır. En azından ben öyle yapıyorum. Bugün öğrendiğim bir şey yarın değişebiliyor. Dünya çok hızlı değişiyor. Hani “Değişmeyen tek şey değişimdir.” derler ya. Artık değişim bile değişiyor. Değişimin hızını, boyutunu önceden aylar belirlerdi. Şimdi ise saniyeler bile bir şeylerin değişmesine yetiyor.

Bu yüzdendir ki düşüncelerimi kitapta yazmak yerine dinamik bir web sitesinde yazmak daha mantıklı geldi. Sonuçta bugün kabullendiğim bir olguyu; düşünceyi yarın reddedebilirim. Düşünceler bir fizik yasası değil. Sabit kalmak zorunda değil. Bir çember düşünün. Çapı 1 cm olsun. Bu çemberin çevresinin uzunluğu nedir? Herkesin bildiği ve sınavlarda baş belası olan “Pi”dir. Ancak çember durağan bir maddedir. İnsan ise sürekli hareket halinde (Tabi ölmediyse) sürekli öğrenme halindedir. Bu yüzden insan her ölçümde “Pi” olamaz… Değişir…

Bu anlattığım sebeplerden dolayı da kitap yazmak yerine bu siteyi kullanacağım. Sizlere buradan hitap edeceğim. Belki bir gün Youtube’da da anlatırım… Zaman gösterecek her şeyi 🙂

İşte böyle ziyaretçi. Burada fikirlerimi takip etmek isteyen, gelişim adına çaba gösterenler için yazıları bulabileceksiniz. Başka bir blog yazısında görüşmek üzere..