STEM Seminerinden Tecrübeler

10-14 Şubat 2020 tarihleri arasında Kırıkkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde “Öğretmen Adaylarına Yönelik Arduino Programlama ile STEM Etkinlikleri Hazırlama Semineri” adındaki seminerde rehber öğrenci olarak görev aldım. Aynı zamanda katılımcıydım. Halihazırda öğrencisi olduğum üniversitede, bölüm hocalarımın yürüttüğü projede bulunmak benim açımdan da oldukça verimliydi. Haydi bu seminer boyunca neler oldu bunları anlatayım..

Beni yakından tanıyanlar bilir -son zamanlarda gelişme göstermiş olsam da- insan ilişkilerinde oldukça çekimser davranırım. Bu seminere gelmeden önce de “20 kadar tanımadığım insanla muhatap olmam gerekecek” düşüncesiyle tedirgindim. Ancak bu tedirginliğimin boşa olduğunu anlamam uzun sürmedi.

Açılışı yaptığımız ilk gün, süreci nasıl işleteceğimize yönelik gözlemler yaptık. Yaptık diyorum çünkü organizasyonu “öğrenci bazında” benim haricimde 3 sınıf arkadaşım ile yürütüyorduk. Yine aynı üniversitede olduğumuz ama farklı bölümden bir arkadaşımız da bize oldukça yardımcı oldu. Yazının devamında bahsedeceğim.

İlk gün STEM kavramı üzerine konuşurken aynı zamanda Kırıkkale Üniversitesi’nde daha önce yürütülen benzer etkinliklerden de bahsettik. STEM eğitimi ile ilgili görüşleri, yapılabilecekleri alan eğitmenlerinden dinledik. Seminer katılımcıları Fen Bilgisi Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü öğrencilerinden oluşan homojen bir gruptu. Bu yüzden her alanın uzmanından dinlemek, öğrenmek güzeldi.

STEM; science, technology, engineering, math kelimelerinin kısaltmasıdır. Günlük hayatta karşılaşılabilecek bir problem durumunun, fen bilimlerinden yararlanarak, mühendislik tasarım sürecini de işin içine katılarak disiplinler arası kazanımların aktarıldığı eğitim yaklaşımıdır.

İkinci gün ekip ile daha iyi ilişkiler kurmuş, işleyişi oturtmuştuk. Sinop Üniversitesi’nden Tuğra Karademir hocamız Arduino programlamaya giriş yaptı. Birçok sensörün kullanımı ile ilgili örnekler yaptık. Arduino’yu IDE üzerinden kod yazarak programladık. Burada aslında daha önce kodlama yapmamış olan arkadaşlar için temel seviyede kodlama bilgisi de kazandırılmış oldu. Ardından STEM etkinliklerinde nasıl etkili olarak kullanabileceğimize yönelik konuştuk. İnanılmaz verimli bir gündü.

Üçüncü gün BÖTE bölüm hocalarımızdan Memet Üçgül ile Lego Mindstorm Ev3 ile robotik programlamaya yönelik örnekler yaptık. Engelden kaçan robot, çizgi izleyen robot gibi örneklerden sonra öğrendiklerimizi uygulayacağımız bir challenge ile günü kapattık. Aslında bu gün sonu etkinlikleri de birer STEM etkinliği idi.

Dördüncü gün Arduino programlamayı blok tabanlı editör ile nasıl yapabileceğimizi gördük. ArduinoBlocks adlı web üzerinden çalışan blok tabanlı editörü kullanarak Arduino’muzu programladık. Günün başında temel elektronik bilgisi aldık. Mikro işlemci, mikro denetleyici gibi kavramları öğrendik.

Son gün STEM etkinlikleri hazırlanırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini yine bölüm hocalarımızdan Serhat Altıok‘tan dinledik. Ders planı yazarken nelere dikkat etmek gerek, kazanım seçiminde nasıl davranmalıyız gibi soruların cevaplarını almış olduk. Hatalı yazılmış ders planları üzerinden nelere dikkat etmemiz gerektiğini net bir şekilde görmüş olduk. Öğleden sonra gruplar halinde ders planı ve STEM etkinlikleri tasarlayıp bunlar diğer grup üyelerine sunduk.

etkinlik sonu Stem
Etkinlik Sonu Fotoğrafımız (Tamam kadro değiliz maalesef ama)

Etkinlik sonunda pasta kesip katılım belgelerimizi teslim aldık. Toplu fotoğraflar çekindik.

Sosyal Aktiviteler

Kırıkkale çok sosyal bir şehir olmamasına rağmen yapılabilecek birçok aktiviteyi ekipçe yapmaya çalıştık. Okey de oynadık, bowlinge de gittik.. Akşamları sohbet muhabbet ortamımız eksik olmadı. Bu tür etkinliklerimize hocalarımızın da katılması bizi mutlu etti.

Çok kısa süre içerisinde, uzun süredir birlikteymiş gibi hissettiren sıcak dostluklar kurduk. Yıllardır aynı fakültede öğrenim görüyor olmamıza rağmen bu seminerde tanıştığım Şeyda belki de en ilginç olanıydı. Bir de o kadar şehir içerisinden hemşehrim olarak katılan Özge’yi sayabilirim. Burdur’dan katılan Mustafa, Aziz ve Abdullah üçlüsünden bahsetmeden olmaz diye düşünüyorum. Aslında burada herkese teker teker yer vermek isterim ama yazıyı çok uzun tutmak istemiyorum.

Nasıl bağlandıysak ayrılırken bir kötü oldum.. Otogardan son kişiyi de uğurladıktan sonra kaldığım yurda dönerken tüm bu hafta gözümün önünden geçti 🙂 Umarım bitmeyen, sağlam temeller üzerine kurulmuş dostluklar edinmişizdir.

Teşekkürler

Böyle bir seminerde bizi bir araya getiren ve kıymetli bilgileri bize katmak için çaba sarf eden başta Kırıkkale Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Ana Bilim Dalı başkanı Erman Yükseltürk olmak üzere tüm eğitmenlerimize; proje boyunca her türlü işe koşan arkadaşlarım Şeyda, Nur (Aslında Şeyda adını kullanıyor ama burada farklılık olsun diye ikinci adını yazdım 😀 ), Sena ve Yusuf’a; ülkemizin dört bir yanından katılan dostlara teşekkürler.

Gelecekte bu tür seminerleri ve etkinlikleri proje sorumlusu olarak yürüttüğüm günleri görmek dileğiyle..

İşte Hackintosh Maceram..

Merhaba 🙂

Evet uzun süredir yazı yayınlamıyordum ama artık vakti geldi. Yazı yayınlamamamın birden fazla sebebi olsa da en büyük sebep Windows işletim sisteminin saçmalıklarından bıkmış olmam. Bunun neticesinde de Windows’tan ayrılmaya karar verdim ama hangi işletim sistemini kullanacaktım?

Önce Linux dağıtımlarına bakmak istedim ancak sürekli kullandığım Adobe yazılımları orada yoktu. Android kullanayım dedim ancak Android henüz PC için yeterli değildi. O zaman Mac alacaktım. Elimi cebime attığımda para yerine anahtarlık çıkınca elimdeki Laptop’a acaba Macintosh kurabilir miyim diye düşündüm. Cevap: EVET!

Önce araştırma yapmaya başladım. Nasıl olur, nasıl yapılır diye araştırırken Hackintosh Türkiye Destek Platformu olarak kendini tanımlayan osxinfo.net ile karşılaştım. Öncelikle hackintosh nedir bunu bir belirteliyim.

Hackintosh, Apple Mackintosh sistemlerin resmi olarak desteklemediği cihazlara kurulmasına verilen kurulum yöntemi adıdır.

Hackintosh kavramını da açıkladığımıza göre şimdi maceramıza dönelim 🙂

Yukarıda bahsettiğim siteden MacOS High Sierra imaj dosyasını indirdim. Rehber videosundan izleyerek kurulumu başarıyla tamamladım. Sistem USB olmadan boot edemiyordu. Bunun için clover bootloader kurmam gerektiğini öğrendim ve bu kurulumu da tamamladım. Başarılı bir hackintosh kurulumunun ardından yapılması gereken işletim sistemi tarafından native (yerleşik) olarak tanınmayan donanımları tanıtmaktır.

İşte zurnanın “S.a krdş bi sıkıntı mı var?” dediği noktaya geldik. Daha önce Sierra sürümünde çalıştırmayı başardığım bazı donanımlar (Özellikle WiFi kartı) çalışmamıştı. Bu problemin üzerine gidip birçok deneme yapmış olmama rağmen sistem kartı tanımadı. Laptop cihazı laptop yapan en önemli parçalardan birinin çalışmaması benim için büyük problemdi ve Sierra (Bir alt sürüm) sürümüne dönmeye karar verdim.

Hackintosh
Hackintosh arayüzü

Sierra Sürümü İmajı ve Kurulum

Yine aynı sitede yer alan Sierra imajını indirip USB belleğe yazdım. Ardından yeni bir kurulum daha yaptım. Geçen seneki dual boot (Windows+MacOS) denememde yedeklemiş olduğum kextleri bulut hesabımda buldum. Evreka 😀

Yeri gelmişken kext nedir bunu da açıklayalım madem değil mi? Kext Kernel Extensions kelimesinin kısaltılmasıdır. İşletim sisteminin çekirdeğine eklenen bir uzantıdır. Windows sistemindeki driver sistemine benzetebiliriz.

Gerekli kextleri gerekli konumlara kurduktan sonra baktım ki WiFi, FN tuşları, Touchpad, Hoparlör, Mikrofon çalışıyor. Daha ne ister ki insan dedikten ortalama yarım saniye sonra ekran parlaklığının çalışmadığını farkettim. Haydaaaaa! Neyse ki imajı indirdiğim sitede kullandığım sürüm için ekran parlaklığı aktif etmek içim detaylı bir rehber hazırlanmıştı. Ancak tecrübesiz olduğum noktadan geldi. DSDT ve SSDT dosyalarına yama yapmam gerekecekti. Buyur buradan yak 🙂

DSDT, BIOS’taki ACPI tablosunun dosyaya dökülmüş halidir. DSDT tablosu , ACPI sistemlerde işletim sistemine bilgisayarın donanımı hakkında bilgi veren veritabanını içeren tablodur. Çoğu donanım üreticisi DSDT tablosunu Windows’a göre ayarladığından dolayı Windows’tan farklı bir işletim sistemi kurmak istediğinizde (Unix, Mac OS X) bu tabloda düzenleme yapmanız gerekir.

Alıntı: Technopat Recep Baltaş

Rehberi takip ederek yapmış olduğum DSDT dosyalarını sisteme entegre edip bilgisayarı yeniden başlattım. Ne oldu dersiniz? Evet, ÇALIŞMADI! 2 Gün (sadece akşamları) nerede hata yaptığımı görmek için çalıştım. Sonradan farkettim ki config.plist dosyasında yamayı uygun yere eklememişim. Diğer yamalardan örnek alarak ekran parlaklığı yamasını doğru yere ekledim. Ta daağğ (O ses tonuyla okuyanlar bi ses etsin) 😀

Sistem açıldığında artık ekran parlaklığı da çalışır hale geldi. Artık hazır derken pil göstergesini de üst çubuğa almak istedim. Önce pil için gerekli kext’i yükledim. Sonra da üst çubuğa aldım. Ancak sürekli %0 görünüyordu. Sistem, pilimin durumunu okuyamıyordu. Daha önce düzenlemiş olduğum DSDT dosyasına bir de pil yaması uyguladım. Bu sefer sorunsuz bir biçimde yamalamış ve tanıtmış oldum. Bu sayede de sorunsuz bir Hackintosh cihazım olmuş oldu 🙂

Teşekkürler

Kurulum ve hata düzenlemeleri konusunda birçok konuda yardımı dokunan Osxinfo.net yöneticisi @montezuma başta olmak üzere tüm foruma teşekkür ediyorum.

Ayrıca yazıyı sonuna kadar okuduğun için sana da çok teşekkür ederim. Başka bir tıkırtıda görüşmek üzere 🙂

Dünyanın En Pahalı Şeyi Nedir?

Çevrenize, sahip olduklarınıza bir bakın. Hatta isterseniz sahip olduğunuz şeylerin en pahalıdan en ucuza doğru bir listesini çıkartın. Listenin en başında ne var? Bir ev mi yoksa bir araba mı? Belki daha zenginsindir ve bir özel uçağın vardır. Peki bunları kaç paraya aldığını da karşısına yazdın mı? Hepsini karala! Çünkü hiçbiri senin sahip olduğun “Tecrübe” kadar pahalı değil.

Dünayanın en pahalı şeyi tecrübe’dir. Çünkü tecrübeyi hiçbir para satın alamaz. Banka hesabınızdaki o sayılar, Kripto para cüzdanınızdaki koinler hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü tecrübeyi satın alabilecek tek şey zamandır.

Peki tecrübe edinmek neden bu kadar önemlidir?

Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda akılda en kalıcı öğretim yöntemi yaparak, yaşayarak öğrenmedir. Yani tecrübe etmek. Şimdi bir düşünün, bisiklete binmeyi nasıl öğrendiniz? Peki, öğrenmeye çalışırken kaç kez düştünüz?

Emin olun ki düşmeseydiniz bu kadar iyi öğrenemezdiniz.Ya da defterinize eğik ve dik çizgileri sürekli çekmeseydiniz düzgün yazmayı öğrenemezdiniz. Mesela ben ilkokula başlamadan okuma yazma öğrenmiştim. (Halama burdan selamlar 🙂 O öğretmişti.) Okulda pek çizgi çalışması yapmama gerek olmadığı için paragraf yazıyordum. Sonuç: El yazım hiç de güzel değil 🙂

Şimdi “Devrim Arabaları” filminden tecrübenin ne kadar önemli olduğu ile ilgili bir kesit sunuyorum.

Videoda gördüğümüz Recep Usta çok eğitim almış biri değil. Aksine karşısındaki mavi önlüklü kişilerin hepsi mühendis. Ancak Recep Usta çok önemli bir şeye sahip. Kendi yaptıkları ve ya tanık olduğu olaylardan yaptığı çıkarımlar. Deneyimler çoğu zaman teoriden üstündür.

Ne yani hiç mi hesap yapmayalım? Asla! Ancak deneyimlemeden de kesin emin olmayın. Sorun, sorgulayın ve tecrübe edin.

Dünyanın en pahalı şeyi nedir sorusunu işlediğim yazımı Peyami Safa’dan bir söz ile bitiriyorum.

Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır. Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.

Devrim arabaları tecrübe
Devrim arabası plakasında “Tecrübe”

Tıkırtılar Nedir? Burada Ne Paylaşılacak?

Bu siteye ilk kez girenler teknoloji ile ilgili yazıların bulunduğunu ve kategorilerimi gördüler. Bir de “Tıkırtılar” adında kategori var. Tabi en çok ilgiyi o çekti çünkü teknoloji ile uzaktan yakından ilgisi yok. Peki bu kategoride neler olacak? Bu kategorinin amacı ne?

Bildiğiniz üzere bu site adım ve soyadımı taşıyan kişisel bir blog. Yani içeride at koşturmaya bile hakkım var.

At
Evet, sitede at koşturuyorum.

Şimdi konumuza dönecek olursak. Bu kategoride amacım kitlesel gelişim adına fikirlerimin bulunduğu yazılar yazmak. Evet özellikle o kelimeyi kullandım. Çünkü kişisel gelişimi bencillik olarak görüyorum. “Sadece ben gelişeyim.” Tarzında bir anlam veriyor bana. Önemli olan kişisel gelişim değil kitlesel gelişimdir.

Neden Tıkırtılar?

Bunu şahsen ben de çok düşündüm. Bazen kendimi sessiz bir yerde hayal kurarken ve ya düşünürken; bilhassa fikir üretirken buluyorum. Bu anlarımı gözden geçirdim. Aklıma gelen önemli gördüğüm düşünceler, fikirler çoğu zaman bu sessizlik içerisindeyken çıkıyor. Sonra ise tıkırtılar başlıyor. Klavyedeki tuşların tıkırtıları…

En çok kullandığım not alma aracı kağıt kalemden önce klavye oldu hayatımda. Tabi sizde kağıt kalem önde gelebilir. Bu kişisel bir olgudur. Klavyeyi, fareyi, ekranı sevdikçe de daha fazla şey öğrendim; öğrenmeye çalıştım. Sonra bildiklerimi anlatabilmek için tıkırtılar yapmaya başladım. Bu yüzdendir ki bu kategorinin adının tıkırtılar olmasına karar verdim.

Bu kategoride kendi fikirlerim, düşüncelerimin yanı sıra önemsediğim ve neredeyse aynı şekilde düşündüğüm insanların eserleri ile ilgili yazılar da olacak. Düşüncelerinden etkilendiğim ulu önder Mustafa Kemal Atatürk‘ün yanısıra Barış Özcan, Steve Jobs, Elon Musk, Stephan Hawking gibi insanların çalışmlarına da yer vermeyi düşünüyorum.

Neden Kitap Değil? Neden İnternet Sitesi?

Aslında cevabı çok basit. İnsan sürekli gördüğünü analiz eder ve öğrenmeye çalışır. En azından ben öyle yapıyorum. Bugün öğrendiğim bir şey yarın değişebiliyor. Dünya çok hızlı değişiyor. Hani “Değişmeyen tek şey değişimdir.” derler ya. Artık değişim bile değişiyor. Değişimin hızını, boyutunu önceden aylar belirlerdi. Şimdi ise saniyeler bile bir şeylerin değişmesine yetiyor.

Bu yüzdendir ki düşüncelerimi kitapta yazmak yerine dinamik bir web sitesinde yazmak daha mantıklı geldi. Sonuçta bugün kabullendiğim bir olguyu; düşünceyi yarın reddedebilirim. Düşünceler bir fizik yasası değil. Sabit kalmak zorunda değil. Bir çember düşünün. Çapı 1 cm olsun. Bu çemberin çevresinin uzunluğu nedir? Herkesin bildiği ve sınavlarda baş belası olan “Pi”dir. Ancak çember durağan bir maddedir. İnsan ise sürekli hareket halinde (Tabi ölmediyse) sürekli öğrenme halindedir. Bu yüzden insan her ölçümde “Pi” olamaz… Değişir…

Bu anlattığım sebeplerden dolayı da kitap yazmak yerine bu siteyi kullanacağım. Sizlere buradan hitap edeceğim. Belki bir gün Youtube’da da anlatırım… Zaman gösterecek her şeyi 🙂

İşte böyle ziyaretçi. Burada fikirlerimi takip etmek isteyen, gelişim adına çaba gösterenler için yazıları bulabileceksiniz. Başka bir blog yazısında görüşmek üzere..